Yaptıklarımız Kadar Yapmadıklarımızdan da Sorumluyuz.

Scroll down to content

2016’nın son günleriydi, toplantıdan ofise döndüğümüzde Sevgili Arkadaşım, Ortağım, Mert yüzünde mutlu bir ifadeyle; “Sana çok güzel bir yılbaşı hediyem var!” dedi. Acaba ne ola ki diye düşünmeye kalmadan “Türk Kanser Derneği’nin iletişim sponsoru olduk” diye patlattı bombayı. Şimdi bu paragrafı okuyunca size o kadar “bombastik” bir olay gibi gelmemiş olabilir, hatta pek çok ajans çalışanı için “Aha! Bir de ekstra iş yükü, böyle hediye mi olur” diye düşünülebilir ancak benim bugüne kadar aldığım ve beni en çok mutlu eden hediyelerin başında geliyor.

Mutluluğumun iki sebebi var, biri çok uzun süredir kurduğum bir hayalin gerçekleşmesi, ikinci ve asıl önemli olan ise benimle aynı hayali gerçekleştirmek isteyen ve “iyilik yapmaya teşne” insanlarla çalışıyor olmak. Pek çok kişi profesyonel yaşamında işini çok iyi yapıyor olabilir, pek çok kişi “iyi insan” olabilir ancak işiyle iyilik yapmak her kula nasip olmayabilir. Biz de “Bu dünya çok kötü bir yer” diye oturduğumuz yerden söylenmek yerine “Ayağa kalkmalı ve daha iyi bir yer haline getirmek için bir şeyler yapmalı” dedik ve bunu da tabi ki en iyi yaptığımız işi yaparak yapabilirdik. Çünkü bu dünyayı iyi niyet kurtaracak.

Hayalime gelince; Sevdiceğimle 6 yıl önce atlattığım kanser sürecini anlatan bir kitap yazıp, bu kitabın gelirini de “bizimle aynı damdan düşmüşlere” derman olabilecek bir yere bağışlamayı istiyorduk ve bu kitabı üç yıl önce yazdık.

Aşk ve Kanser; çift kişilik bir kitap aslında, tıpkı kanserin tek kişilik bir hastalık olmadığı gibi.

Kitabın ilk bölümü olan Esra’nın Kitabı’nda, benim altı yıldır yaşadığım kanser sürecini mizahi bir yönü ile ve biraz da ti’ye alarak anlattım. Çünkü kanser dediğin meret başka türü çekilmiyor ve “vah vah, tüh tüh!”le de hayat geçmiyor. Ben yazdım diye demiyorum ama eminim bugüne kadar, bu hastalığa bu açıyla bakan başka bir kitap okumamışsınızdır. Sevdiceğimin yazdığı kısım olan Fatih’in Kitabı’nda ise, kanser olanı sevenin gözünden tüm bu süreci, hem daha duygusal, hem de yol gösterici bir şekilde okuma imkanı buluyorsunuz. Kitabı bitirdiğinizde aynı olayı hem kadın, hem erkeğin gözünden, hem hasta olanın, hem de hasta olanın yanında olanın gözünden görmüş oluyorsunuz.

Peki bizi deli mi kovaladı da durup dururken bu kitabı yazdık? Etrafta zibille “Kanser oldum hayatım değişti” kitabı var, ancak dedik ya, bu tek kişilik bir hastalık değil ve kanser olana aşık olanın gözünden anlatılmış bir hikayenin yer aldığı bir kitap yoktu, onun için yazdıkJ  Genellikle Türk insanı sevdiğinin hastalığını anlatmaktan çekiniyor olsa gerek ki, bu konudaki kaynakların çoğu Barbara ile kocasının hikayesini anlatan çevirilerden oluşuyor. Bu Barbara’nın kocası bu kadar duygulu, anlayışlı, karısına çok destek olan bir adam da, güzel yurdumda bir tane mi daha anlayışlı adam yok? Gerçekten her gün boy boy gazete ve TV’lerde “Kansere yakalanmamak için şu şifalı bilmem ne otunun kökünün suyuyla bilmem ne böcüğünü kaynatın deme uzmanı” görüyoruz. “Eeee! Tamam yakalanmayalım da, yakalanırsak ne yapalım, nerelere gidelim, başımızı nerelere vuralım?” sorusuna tek bir yerde cevap veren yok. İşte biz bu sorulara cevap vericibaşısı olmaya niyetlendik.

Kitabı yazdık ve ne mi oldu? İş, güç, çoluk çombalak, hayatın debdebesi içinde debelenirken biz, şartlar değişti, öncelikler değişti ve hayalimizi bir kenara park ettik.

İşte Mert’n bana hediyesi, Türk Kanser Derneği’yle olan bu iletişim kitabın yuvasını bulmasına vesile oldu, baskı aşamasında olan kitabımız yakın bir zamanda gelirinin tamamı Türk Kanser Derneği’nin MucizEvi’ne (Onun ne olduğunu da ayrıca anlatacağım) bağışlanmak üzere raflarda olacak.

Dedim ya, sizinle aynı iyiliği yapmaya niyetli insanlarla çalışıyor olmak büyük bir şans, sadece biz değil farklı markalara da birlikte 360 derece iletişim çözümleri sunduğumuz Linker Creative de bu hayale ortak oldu ve biz hep birlikte derneğin gönüllü ajansları olduk.

İnsan, bildiğinin alimi, bilmediğinin cahilidir ya, biz kanser konusunda pek çok şeyi bildiğimizi zannederken dernekle yollarımız kesiştiğinde ne kadar da çok şeyi bilmediğimizi gördük. Derneğin genç ve dinamik ekibinin bize gözleri parlayarak anlattığı projelere aynı heyecanla daha ilk toplantıda dahil olduk.

Yaptıkları o kadar güzel projeler var ki, 6 yıl önce nasıl karşılaşmamışız diye hayıflanıyorum, başkaları da hayıflanmasın diye bu satırları ekliyorum. Türkiye’nin neresinde olursanız olun çağrı merkezini arayarak bir telefonla tüm kanser taramalarınızı ücretsiz yaptırabiliyorsunuz. Erken Teşhis, Tarama, Tedavi, Takip, Palyatif Bakım, İkinci Görüş, Hasta Hakları, Onkoloji Koçluğu ve Psikolojik Destek konusunda yardım alabiliyorsunuz. Beni en çok etkileyen iki projeleri daha var ki anlatmadan geçemeyeceğim; Biri “Kahraman Kim o?” paketleri, özellikle minik kanser hastaları kemoterapi ilaçlarını almaktan korkuyorlarmış, ilaç serumlarını üstünde süper kahramanların olduğu bir paket ile kaplayıp çocukları “Bak aslında sen süper kahraman kanı alıyorsun” diyerek ikna ediyorlarmış. Bu paketler dernek tarafından bastırılıp ücretsiz olarak isteyen tüm sağlık kuruluşlarına gönderilebiliyor.

İkincisi ile; “MucizEvi Kanser Destek ve Rehabilitasyon Merkezi”, Şehir dışından İstanbul’a tedavi için gelen ve kalacak yeri olmadığı için hastane otoparkı veya banklarda battaniyelere sarınarak sabahı eden kanser hastaları ve yakınları için bir destek ve rehabilitasyon merkezi, hem barınma hem üç öğün yemek hem de sosyal imkanlar sunacakları bir alan oluşturuyorlar ve kitabımızın gelirinin tamamı da MucizEvi’ne aktarılacak. Ve siz de belki bu kitabı alarak belki de birinin hayatının mucizesine vesile olacaksınız. İyilik yapmak için sebep olmak ne güzel şey!

Türk Kanser Derneği ile ilgili tüm bilgilere www.turkkanserdernegi.org web sitesinden ulaşabilir ve hastalık sürecinde kendilerinden yukarıda bahsettiğim destekleri alabilirsiniz. İlla hasta olmanız gerekmiyor, sağlıklıyken de tüm tarama testlerinizi ücretsiz yaptırabilirsiniz. #KanserdenHızlıDavran diyoruz çünkü erken teşhis yaşama şansını tam 3 kat arttırıyor.

#KanserdenHızlıDavran bizim derneğin bu yılki çalışmaları için bulduğumuz motto ve bu konudaki ilk çalışmamızı da 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde yaptık.

“Kanserle mücadelede erken teşhisin yaşam süresini önemli ölçüde artırıyor ve Türk Kanser Derneği 4 Şubat Dünya Kanser Gününde ‘Kanserden Hızlı Davran’ diyor Erken teşhisin önemini duyurmak için Sen de bize katıl, içinde “Kanserde erken teşhis yaşama şansını 3 kat artırır!” cümlesini içeren kısa bir video çekip sosyal medya hesaplarında #KanserdenHızlıDavran ve #4ŞubatDünyaKanserGünü hashtagleri ile paylaş!” dedik ve bu çağrımıza ünlüsü ünsüzü pek çok isimden videolarıyla destek geldi. Çok da keyifli bir iş oldu, bu videoların bazılarını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Bunu neden yapıyorsunuz sorusunu soranlara, yukarıdakilerden bağımsız verebileceğimiz bir cevap daha var; Because we can!

“Yaptıklarımız kadar, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz!” – Moliére

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: